|
ŞAHSİYETÇİLİK:
|
|
Bir cemiyette bütün temsil hakkı, mutlak olarak, fikirde, sanatta, ilimde, fende, siyasette, idarede, hülasa yapıcı ve kurucu insani verim şubelerinin hepsinde, en uzun çıkıntılı yıldız köşelerinin, dolayısiyle en üstün şahsiyetlerindir.
|
|
|
MİLLİYETÇİLİK:
|
|
Bizim milliyetçiliğimiz, bellibaşlı bir topluluğa ait madde ve kemiyet hakikatlerinin maverasında, sadece ruh ve keyfiyet vakıalarına bağlı, cevherini posasından süzen ve yalnız cevhere nisbet kabul eden bir telakkiden ibaret. Türk, bizim nazarımızda, bellibaşlı bir inanış, bağlanış, düşünüş, seziş, hatırlayış, duyuş, davranış ve bildiriş hususiyetleri içinde, bellibaşlı bir iman, mukaddesat, tefekkür, tahassüs, hayal, hatıra, meşrep, eda ve lisan birliğinin ördüğü, tek nüshalı ve şahsiyetli bir ruh nescinden ibarettir;...
|
|
|
Felsefe:
|
|
Felsefe, aklın kendi hükümdarlığını göstermek için kurduğu müessise... Ve doğruyu bulmanın değil de, yanlışı düzeltmenin müessisesi. Felsefede her mektep, öbürünün yanlışını gösterirken doğruyu söyler. Yunanca, "hikmet dostluğu" demek... Din, buluş; felsefe ise bulduğu her şeyde hatalı veya hata etmesi mümkün bir arayış. Böyle olunca, elbette ki, "sabit"in değişene ve mihverini bulamayana tahammülü olamaz.
|
|
|
Mistik:
|
|
“Dinlerden çıkma bir mefhum olduğu halde, felsefenin elinde müşahhas mevzuundan ayırt edilmiş, herhangi bir mevzuya tatbiki kabil, hususi bir düşünce ve duygu tarzı olarak sistemleştirilmiştir. (Mistik görüş): Herhangi bir şeyi, bir maddeyi, bir hadiseyi, onu saran akli kanunlar dışında tesfir etmek, onlarda birer iç yüz aramak, delaletlerinde gizli bir müessir sırrı bulmak...”
|
|